Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (kısaca CISG), 1980 yılında Viyana’da kabul edilmiş ve 1 Ağustos 2011 itibarıyla Türk iç hukukunun doğrudan uygulanır bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde dünya ticaretinin yaklaşık dörtte üçü, bu antlaşmaya taraf olan 90’dan fazla ülke arasındaki işletmelerce gerçekleştirilmektedir.
CISG Hangi Durumlarda Uygulanır?
Bir satım sözleşmesinin CISG kapsamında değerlendirilebilmesi için temel şart, tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunmasıdır. Tarafların vatandaşlığı veya tacir olup olmamaları bu noktada belirleyici değildir. Ancak tüketici satışları, menkul kıymet, gemi, uçak ve elektrik satımı gibi bazı alanlar bu sözleşmenin uygulama alanı dışındadır.
Sözleşmenin Temel İlkeleri
CISG, farklı hukuk sistemlerini bir araya getirerek yalın ve dengeli bir sistem sunar. Sözleşmenin en belirgin özelliklerinden bazıları şunlardır:
Sözleşme Özgürlüğü: Taraflar dilerse CISG’in uygulanmasını tamamen veya kısmen hariç tutabilirler.
Sözleşmenin Ayakta Tutulması: Sözleşmeden dönme (iptal), son çare olarak değerlendirilir. Sınır ötesi ticarette malların iadesinin maliyetli olması nedeniyle, semende indirim veya onarım gibi çözümler öncelikli kabul edilir.
Şekil Serbestisi: Satım sözleşmesinin kurulması veya ispatı herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Yazılılık zorunluluğu aranmaz.
İhracatçılar İçin Kritik Kavram: Malların Sözleşmeye Uygunluğu
CISG sisteminde “ayıp” kavramı yerine “sözleşmeye uygunluk” kavramı kullanılmaktadır. Satıcı; miktarı, kalitesi ve türü sözleşmeye uygun olan malları, sözleşmede belirtilen paketleme içinde teslim etmekle yükümlüdür.
Örnek: Mermer İhracatında Paketleme ve Uygunluk
Uluslararası bir mermer satışında, malın paketlenmesi hem mermer plakalarını korumayı hem de taşıma sırasında hasarı önlemeyi amaçlar.
Sözleşmede mermerlerin belirli bir standartta ahşap sandıklarla paketlenmesi kararlaştırılmış olsun. Eğer satıcı bu paketleme şekline uymamasına rağmen mermerleri alıcıya hiçbir hasar almadan, sağlam şekilde ulaştırırsa, dürüstlük kuralı uyarınca bir sözleşmenin esaslı ihlalinden söz etmek mümkün olmayabilir.
Ancak mermer plakaları yanlış paketleme nedeniyle kırılmışsa veya sözleşmede belirtilen numuneden renk, doku ya da kalite bakımından ciddi şekilde sapma gösteriyorsa, alıcının hakları olan onarım, indirim ve tazminat gibi talepler gündeme gelebilir.
Muayene ve İhbar Yükümlülüğü
Alıcının seçimlik haklarını kullanabilmesi için iki önemli yükümlülüğü bulunmaktadır:
Muayene: Alıcı, malları teslim aldıktan sonra koşulların izin verdiği en kısa sürede incelemek zorundadır.
İhbar: Bir aykırılık tespit edilirse, bu durum makul süre içerisinde satıcıya bildirilmelidir. Aksi halde alıcı, sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybedebilir.
Sonuç olarak CISG; dürüstlük kuralını koruyan, ticari teamüllere önem veren ve taraflara sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kendi kurallarını belirleme esnekliği tanıyan modern bir sistemdir. Küresel arenada ticari başarı, yalnızca kaliteli üretim ve pazarlama ile değil, bu başarıyı koruyacak doğru hukuki altyapının kurulmasıyla mümkündür. Uluslararası bir uyuşmazlığın yaratacağı maddi ve manevi kayıplar, önleyici hukuki mekanizmaların maliyetinden her zaman çok daha yüksektir.