Anayasa Mahkemesi’nin 17 Şubat 2026 tarihli 33171 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararı, şirketlerin mahremiyeti ve denetim sınırları açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Danıştay 13. Dairesi, 4045 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Yerinde İnceleme” başlıklı 15. maddesinde düzenlenen Rekabet Kurulu’nun “gerekli gördüğü hallerde” teşebbüslerde yerinde inceleme yapma yetkisinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yaptığı somut norm denetimi başvurusuyla Danıştay 13. Dairesi, maddenin son fıkrasında yer alan “yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hâkimi kararı ile yerinde inceleme yapılır.” cümlesinin de Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptalini talep etmişti.
Anayasa Mahkemesi, Resmî Gazete’de yayımlanan 2023/174 E., 2025/224 K. sayılı 06.11.2025 tarihli kararıyla Rekabet Kurulu’nun “gerekli gördüğü hallerde” teşebbüslerde yerinde inceleme yapma yetkisinin Anayasa’ya uygun olduğuna karar verdi. Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması halinde sulh ceza hakimliği kararı ile yerinde inceleme yapılabileceğine dair düzenlemenin ise Danıştay 13. Dairesi tarafından “uyuşmazlığa uygulanacak norm” olmadığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırılık incelemesini yapmadı. Diğer bir deyişle; sözü edilen cümlenin Anayasa’ya aykırı olup olmadığını değerlendirmeyi, somut norm denetimine ilişkin usuli bir gerekçeyle reddetti. (1)
Anayasa Mahkemesi, Rekabet Kurulu’nun gerekli gördüğü hallerde yerinde inceleme yapmasının Anayasa’ya uygun olduğuna karar vererek söz konusu normun Anayasa’ya aykırılığı konusunda hem Danıştay 13. Dairesi’nden farklı bir sonuca varmış oldu hem de 2019/40991 başvuru numaralı, 23 Mart 2023 tarihli Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında ortaya koymuş olduğu görüşten döndü. Ford Otomotiv Kararı’nda Anayasa Mahkemesi, yerinde incelemenin konut dokunulmazlığı hakkı kapsamında değerlendirilmesi; bu sebeple, konut dokunulmazlığı hakkına tanınan güvencelerin Rekabet Kurulu tarafından yapılan yerinde incelemelerde de uygulanması gerektiğine hükmetmişti.
Anayasa Mahkemesi tarafından yayımlanan karar, oyçokluğuyla verilmiş olup karardaki muhalefet şerhlerinin tatmin edici gerekçeler içerdiği görülüyor. Örneğin, Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez Ford Otomotiv kararına atıf yaparak AYM’nin bu kararından dönmesi için somut bir gerekçe bulunmadığını açıkça belirtmiş.
Bir diğer muhalefet şerhinde ise son derece isabetli olarak “yerinde incelemeyi engellememe” halinin, bir hukuka uygunluk sebebi olan rıza niteliğini taşımadığı çünkü yerinde incelemenin engellenmesinin ağır bir idari para cezasına bağlandığı ve ceza tehdidi karşısında, yerinde incelemeyi engellememenin serbest irade ürünü olamayacağı açıklanıyor. Böylece, yerinde inceleme için hâkim kararına ihtiyaç olmadığı zira yerinde incelemenin teşebbüsün rızasına dayandığı ve teşebbüsün rıza vermemesi halinde zaten hâkim kararına başvurulduğu savunmasının isabetsiz olduğu ortaya konmuş.
Yine bir diğer muhalefet şerhinde ise yerinde inceleme ve yerinde inceleme sırasında delil toplamanın “arama ve el koyma” tedbirleri mahiyetinde olduğu açıkça ifade ediliyor.
Sonuç olarak, çoğunluk kararından görülebileceği üzere; piyasa düzeni önceliklendirilerek Rekabet Kurulu’nun yetkileri korunurken; azınlık görüşü bireysel hak ve özgürlüklerin, özellikle de konut dokunulmazlığının zedelendiğini kayıt altına almıştır. Söz konusu kararın, Ford Otosan kararı sonrasında yerinde incelemelerin anayasal sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden canlandırması ve uygulamada önemli yansımalar doğurması beklenmektedir.
(1) Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., B. No: 2019/40991, 23.03.2023