30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı (Esas: 2025/156, Karar: 2026/131, K.T: 4/6/2026), Türk aile hukukunda yıllardır süren tartışmalardan birinde köklü bir paradigma değişimine yol açtı.
Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin somut norm denetimi başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.
İptal Edilen Düzenleme Neydi?
TMK m. 175/1 hükmü şu şekildeydi:
"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
AYM İptal Kararını Hangi Gerekçelere Dayandırdı?
Anayasa Mahkemesi çoğunluğu, kuralı Anayasa’nın 2. (Hukuk Devleti), 5. (Devletin Temel Amaç ve Görevleri) ve 17. (Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı) maddeleri yönünden denetleyerek şu tespitlere yer verdi:
Çatışan Haklar Arasında Makul Denge Eksikliği: Yoksulluk nafakası evlilikten kaynaklanan dayanışmanın bir uzantısı olsa da hiçbir objektif ölçüt aranmaksızın kategorik olarak süresiz bağlanması, kusursuz dahi olabilen nafaka borçlusu üzerinde ağır ve ömür boyu süren bir külfet yaratmaktadır.
Ömür Boyu Bağlılık Etkisi: Boşanma gerçekleşmesine rağmen nafaka yükümlüsünün ömür boyu sona eren evliliğin mali sonuçlarına tabi tutulması; kişinin psikolojik, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde ölçüsüz bir baskı oluşturmaktadır.
Hâkime Süre Takdiri Tanınmaması: Adil bir denge kurulabilmesi için mahkemelerin; evliliğin süresi, eşlerin yaşı, sağlık durumu, eğitim düzeyi ve çalışma hayatına katılım imkânı gibi somut kriterleri gözeterek süreli nafakaya hükmedebilmesi, süresiz nafakanın ise ancak istisnai ve haklı koşullarda gündeme gelmesi gerekmektedir. Kanunun mevcut lafzı ve katı içtihat uygulaması bu esnekliği ortadan kaldırmıştır.
Karşıoy ve Farklı Gerekçe Vurguları
Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşıoy ve farklı gerekçeler de dikkat çekici argümanlar içermektedir:
Karşı Oy (Üyeler Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş, Kenan Yaşar): Nafakanın merkezinde zamanın değil "ihtiyaç ve yoksulluk" olgusunun yer aldığını, TMK m. 176 uyarınca şartların değişmesi halinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması imkânının zaten bulunduğunu belirterek; özellikle kadınların işgücüne katılımındaki fiilî eşitsizlikler karşısında süresiz nafakanın sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğunu savundular.
Farklı Gerekçe (Üye Yıldız Seferinoğlu): İptalin doğrudan Anayasa'nın 2. maddesindeki belirlilik ilkesine dayandırılması gerektiğini; kanun metni ile Yargıtay uygulamasının ayrışmasının öngörülemez bir hukuk ortamı yarattığını ifade etti.
Karar Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Anayasa Mahkemesi, kuralın iptali nedeniyle nafaka hukukunda doğabilecek yasal boşluğun kamu yararını zedelememesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeni bir yasal çerçeve hazırlayabilmesi amacıyla iptal hükmünün Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihten (30 Eylül 2026) itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.