Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 ve 20 Eylül 2026 tarihli bültenlerinde yayımladığı ilke kararlarıyla piyasa istikrarını korumak ve yatırımcı mağduriyetlerinin önüne geçmek amacıyla 7 portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine ve TEFAS işlemlerinin durdurulmasına karar verildi. Fon piyasasında dengeleri değiştiren bu sürecin hukuki arka planı, tasfiye mekanizması ve yatırımcıların bilmesi gereken tüm ayrıntılar aşağıda özetlenmiştir.
SPK Kararının Kapsamı ve Gerekçesi
SPK, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 128/1-(a) ve 96/1 maddeleri çerçevesinde; sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı işlemesini teminen şu portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu fonları mercek altına aldı: Tera Portföy Yönetimi A.Ş., Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Atlas Portföy Yönetimi A.Ş., A1 Portföy Yönetimi A.Ş., Pardus Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Portföy Yönetimi A.Ş.
Alınan karar doğrultusunda, bu şirketlere ait katılma payları TEFAS’ta işlem gören fonların tamamı alım-satım yönünde işleme kapatılmış ve yayımlanan listedeki 131 fonun resen tasfiyesine karar verilmiştir.
SPK eş zamanlı olarak, aracı kurumlar nezdindeki kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinde uygulanan asgari %35 özkaynak koruma oranının, 02.10.2026 seans sonuna kadar aracı kurumların risk politikaları ve müşteri talepleri gözetilerek asgari %20 olarak esnek uygulanabilmesine imkân tanımıştır.
Tasfiye Kimin Tarafından Yürütülecek?
Tera Portföy tarafından kurulan fonlar için Türkiye İş Bankası; diğer altı portföy yönetim şirketinin fonları için ise Ziraat Bankası portföy saklayıcısı olarak görevlendirildi ve tasfiye işlemlerini yürütmekle yetkilendirildi.
Fon varlıkları Takasbank nezdinde ilgili bankaların hesapları altında saklanacak. Bununla birlikte varlıkların ne zaman ve hangi yöntemle satılacağına ilişkin talimatlar verecek, ödeme planını hazırlayacak ve tasfiyeyi yönetecek birimler yetkilendirilen bankalar olacak.
MKK ile yetkilendirilen bankalar arasındaki katılma payı ve yatırımcı hesabı mutabakatının iki iş günü içinde; fonların işlemlerinden doğan borç, alacak ve gider mutabakatının ise en geç on iş günü içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Tasfiye Usulü ve İşleyiş Mekanizması
Portföyde bulunan varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek nakde çevrilecektir. Elde edilen tutarların bütün yatırımcılara aynı gün ödenmesi zorunlu değildir. Bankalar, varlıklar nakde dönüştürüldükçe belirleyecekleri dönemlerde ödeme yapabilecektir. TEFAS üzerinden daha önce iletilmiş ancak gerçekleştirilememiş belirli iade talimatlarından doğan fon borçları ise öncelikle karşılanacaktır.
İşlem kapatma kararı TEFAS dışındaki dağıtım kanallarını da kapsamaktadır. Tasfiyeye alınan fonlarda 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren yeni alım ve iade talimatı gerçekleştirilemeyecektir.
Varlık satışlarından ve vadeli para piyasası enstrümanlarından elde edilen nakit, belirlenen ödeme planı doğrultusunda yatırımcıların hesaplarına katılma payı sahipliği oranında aktarılacaktır.
Tasfiye Süresi Ne Kadar?
SPK, tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmelerini dikkate alarak 20 Eylül tarihli 2026/62 sayılı Bülten ile başlangıçta üç ay olarak belirlenen azami tasfiye süresini altı aya çıkarmıştır. Sürenin uzatılması, varlıkların kısa süre içinde satılmasının yaratabileceği fiyat baskısının sınırlandırılmasına ve piyasa koşulları gözetilerek nakde çevrilmesine imkân tanıyabilecektir. Bu değişiklik tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmemektedir. Piyasa koşullarına bağlı olarak süreç daha erken de tamamlanabilecektir.
Hukuki Değerlendirme ve Yatırımcı Hakları
Yatırım fonlarının malvarlığı, fon kurucusu portföy yönetim şirketinin ve portföy saklayıcısının malvarlığından tamamen ayrıdır. 6362 sayılı Kanun uyarınca fon malvarlığı kamu alacakları için dahi haczedilemez, iflas masasına dahil edilemez. Dolayısıyla tasfiye edilen şirketlerin ticari borçları fon yatırımcısının paylarına halel getiremez.
Tasfiye, yatırımcının fondaki payının karşılığını almasına yönelik mali süreci düzenler. Fon yöneticilerinin geçmiş işlemlerinden doğabilecek hukuki sorumluluk ise bundan farklı bir konudur.
Fon varlıklarının grup menfaatine kullanıldığı, piyasa koşullarına aykırı işlemlerle başka kişilere kazanç aktarıldığı veya yöneticilerin özen yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilirse iade ve tazminat sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilecektir. SPK tarafından uygulanan idari tedbirler, ceza soruşturması ve özel hukuk kapsamında ileri sürülebilecek tazminat talepleri farklı koşullara bağlanmıştır.
Bu nedenle sürecin merkezindeki hukuki soru yalnızca fonların neden tasfiye edildiği değildir. Asıl mesele, fon varlıklarının yatırımcıların menfaatine uygun biçimde yönetilip yönetilmediği ve tasfiye sonucunda oluşacak değerin yatırımcılara hangi yöntemle aktarılacağıdır.